DEDEM İSLAM YEL
DEDEM İSLAM YEL
Bir insan, kalbinde taşıdığı hatıraların büyüklüğü kadar yaşar bu hayatta. Bazı vedalar vardır ki takvimler değişse, yıllar akıp gitse de o günün ağırlığı omuzlarınızdan eksilmez. 2017 yılında, cenaze gününden kalan fotoğraflara yıllar sonra tekrar baktığımda fark ettim bunu: O gün omuzlarım feci şekilde çökmüştü. Çünkü ben o gün sadece bir aile büyüğünü değil; çocukluğumu, sırdaşımı, benden her zaman gururla bahseden en büyük sığınağımı, dedem İslam Yel’i kaybetmiştim.
1927 doğumlu Tekirdağlı bir Selanik göçmeniydi dedem. Tekirdağ’ın rüzgârıyla, toprağıyla büyümüş; Cumhuriyet’in ilk yıllarının o dimdik, sarsılmaz ruhunu benliğine kazımış özbeöz bir Kemalist’ti. Hayatı hiçbir zaman kolay olmadı. Henüz beş yaşındayken çalışmaya başlamış, babası okutmadığı için eğitimini ancak ilkokulda noktalamak zorunda kalmıştı. Oysa onun içinde kocaman bir umman, bitmeyen bir öğrenme sevdası vardı. İlkokul diplomasının arkasında kalan o koca ukte, ömrü boyunca üniversite sıralarına duyduğu özlem olarak kalbinde taşıdığı gizli bir yaraydı.
Tarih, ikimizin en büyük ortak diliydi. Yan yana geldiğimizde saatlerce Atatürk’ten, Cumhuriyet’in kuruluş yıllarından, o dönemin bağımsızlık ruhundan konuşurduk. Yanında her zaman duran, her anına tanıklık eden tek torunu bendim. Büyüdüğümü, bir şeyler başardığımı gördükçe gözlerinde beliren o tarif edilmez gurur ifadesi, benim bu hayattaki en büyük mükafatımdı.
Sağlık lisesinde okurken Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesi’nde staja başladığım günleri hiç unutmam. Yemekhanede verilen o küçük poşetli ekmeklerin üzerinde üniversitenin logosu vardı. Her gün o ekmeklerden birkaç tanesini saklar, eve döndüğümde heyecanla dedeme götürürdüm. O küçük ekmek poşetini eline aldığında gözlerinde beliren o çocuksu ve derin duygusallığı unutmak mümkün mü? O logoya bakarken, kendisi de o üniversite sıralarında oturuyormuş, o hayalini benim üzerimden yaşıyormuş gibi hissederdi. Ben ona sadece bir parça ekmek değil, ömrü boyunca içini sızlatan bir hayalin tesellisini götürüyordum.
Dedem gideli dokuz yıl oldu. Ama ne zaman bir tarih kitabı açsam, ne zaman bir üniversite kapısından geçsem ya da ne zaman bir fotoğrafta o çökmüş omuzlarıma baksam, dedemin o gurur dolu bakışlarını üzerimde hissediyorum. Eğitim hayalini tamamlayamamış ama dürüstlüğüyle, Cumhuriyet sevgisiyle ve bana bıraktığı o tertemiz mirasla hayatın en büyük diplomasını almış bir adamın torunuyum ben. Ruhun şad olsun dedem; omuzlarımdaki yükün adı hâlâ özlem, kalbimdeki yerin ise hâlâ ilk günkü gibi gurur dolu.
2/Aralık/2022
Çiftlikönü
DEDEME
Benim
Ak saçlı
Ve
İnönü bıyıklı
Canım dedem...
Sen ki,
Yaşlı
Ve
Bilge bir kartaldın...
Sayende karakterimi oturttum
Ve
Türklüğümde ki asil tarihimi öğrendim...
Kanayan Dolunayın
En şiddetli fırtınalarında
Annemle
Senin
Büyük Kartal kanatlarına sığındık...
Canım dedem
İyi ki vâr oldun...
En çok sevdiğin torunun... Ege'den
Senin için sonsuziyete intikal edecek
Dizeler...
(Atamız ULU ATATÜRK gibi Türk'ün ve Saruhanoğulları'nın en sadık evlatlarından dedem İslam YEL'E.)


Yorumlar
Yorum Gönder